O ve onu üniversiteden beri tanıyorlar, kardeş gibi, ara sıra işten sonra birkaç içki içmek için buluşuyorlar. O gece, tanıdık kebapçıda müşteri yoktu, sadece iki kişi yan yana oturmuş, eski günlerden sohbet ediyorlardı.
O, vücut hatlarını belirginleştiren beyaz bir gömlek giymişti, yakası biraz derin açıktı, birkaç kadeh şarap sonrasında gözleri parlıyordu. O, ona bakıyordu ve kalbinin her zamankinden daha hızlı attığını hissediyordu. Ve sanki o da bunu hissediyordu. Başını omzuna yasladı ve nazikçe sordu: "Sen hiç düşündün mü… eğer biz arkadaş olmasaydık ne olurdu?"
O soru, büyük bir kapıyı aralamak gibiydi. Kebapçıdan ayrılırken, hafif bir yağmur yağmaya başladı. O evine dönmedi, onunla küçük dairesine geldi. İkisi de sessizdi, ama bakışları her şeyi anlatıyordu.
